Baretler Kırıkları Önler, Ya Kırık Kalpler?
Yıllarca İSG denince aklımıza baret, eldiven, emniyet kemeri geldi. 'Aman elin kesilmesin, aman kafana taş düşmesin'. Peki ya bir yönetici, çalışanın onurunu kırarsa? Ya aşırı iş yükü altında ezilen bir çalışan, sessizce tükenirse? Bunlar 'kaza' değil mi?
Artık biliyoruz ki, zehirli bir yönetici, bozuk bir makineden daha fazla zarar verebilir. İşte ISO 45003 tam da burada devreye giriyor. Dünyanın 'Psikososyal Riskler' üzerine ilk uluslararası rehberi.
ISO 45003 Bize Ne Söylüyor?
Bu standart diyor ki: 'Ey işveren! Çalışanın sadece bedeninden değil, ruhundan da sorumlusun.'
Riskler sadece yerde duran kablolar değildir. Şunlar da risktir:
- Belirsizlik: Çalışan ne yapacağını, yetkisini, sınırını bilmiyorsa stres başlar.
- İletişimsizlik: Değişimler hakkında bilgi verilmemesi, dedikodu kazanı kaynatır.
- Destek Eksikliği: Zor bir projede 'başının çaresine bak' denmesi.
- Zorbalık ve Taciz: İşyerinin kanseridir.
Tükenmişlik (Burnout) Bir Rozet Değildir
Eskiden 'çok çalışıyorum, tükendim' demek neredeyse bir övünç kaynağıydı, çalışkanlık göstergesiydi. Şimdi ise bir yönetim hatası olarak görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tükenmişliği bir 'mesleki olgu' olarak tanımladı.
Çalışanınız sabah işe gelirken ayakları geri geri gidiyorsa, en basit e-postaya bile sinirleniyorsa ve sürekli yorgunsa; o çalışanı kaybetmek üzeresiniz demektir. Ve inanın, yeni birini bulup eğitmek, mevcut çalışanın ruh sağlığını korumaktan çok daha pahalıya patlar.
Ne Yapmalı?
Önce konuşulabilir bir ortam yaratın. Çalışan 'Ben iyi hissetmiyorum' dediğinde, 'şımarıklık yapma' değil, 'nasıl destek olabiliriz?' cevabını alacağını bilmeli. İş yükünü adil dağıtın. Ve en önemlisi, mesai bittiğinde işin de bitmesine (Bağlantıyı Kesme Hakkı) saygı gösterin. Gece 10'da atılan 'acil' e-posta, aslında o kadar da acil olmayabilir.